koçluk

Hayatta bazı şeyler 1 kere yaşanır…

Blog Yazılarım - - 13 Eylül 2018

Evet, hayatta bazı şeyleri 1 kere yaşarız, örneğin; işten ayrılırsınız, başka bir işe girersiniz, oradan da ayrılabilirsiniz hatta aynı işe tekrar girip yine ayrılabilirsiniz. Evlenirsiniz boşanabilirsiniz hatta aynı kişiyle 2. Kez evlenip yine boşanabilirsiniz. Doğum yaparsınız evet aynı kişiyi yine doğuramazsınız ama farklı bir versiyonunu yapar 2. Çocuğunuzu doğurabilirsiniz. Yüzlerce kez seyahat edebilir, taşınabilir ya da çocukluk evinize geri dönebilirsiniz belki tekrar küçülmezsiniz ama farklı bir versiyonu ile çocukla çocuk olup eğlenebilirsiniz kısacası bazı şeylerin farklı versiyonlarını ya da benzerlerini hatta aynılarını yapma şansınız vardır 2 şey hariç: doğmak ve ölmek… Şimdi aklınızdan ama ölümden sonra dirilen var diyebilirsiniz ama o ölmek değildir… Ölmek artık yok olmaktır ve bunu 1 kere yaşayabilirsiniz… Hangi kitapta okuduğumu hatırlamıyorum ama şöyle bir şey yazıyordu… “ne olursa olsun, ölmek için doğduk” kitabı neredeyse yarıda bıraktıracak bir sözdü benim için. Hayatı, cümleyi okumayı bitirdikten sonra 10 sn. kadar sorgulayıp” yak gemileri sinem boşveeer” dedirtti. Yahu olur mu ölmek için doğduk hocam, ne yaptın sen? Ne yazık ki bazı gerçekler söylenmemeli… Neyse konumuz ölüm değil elbet… Konumuz hayatta 2 şey 1 kere yaşanır ve sonsuza kadar kutlanır…

Bugün benim doğum günüm… 13.09.1985 te Ankara Hacettepe Hastanesinde dünyaya geldim… Hatta doğduğum gün cumaymış yani Hristiyanlık inancına göre 13. Cuma derseniz pekiyi şeyler söylemezler. Hatta bazen digitürkte 13. Cuma geceleri, korku filmleri yayınlanır. Yıllarca sinir oldum bu düşünce yapısına ne var şu 13 te, ben gayet şanslı bir çocuk olarak büyüdüm hatta eşim bu duruma çok şaşırır. Bir yerde çekilişe gireriz onun değil benim biletime çıkar, ya da bir malımızı elden çıkarmaya geldi mi sen koy internete senin elim şanslı der 2 güne kalamaz gider. Benim uğurlu sayım 13 😊 Peki ey Müslümanlar bu 13 tribi neden? Yurtdışında çoğu katta 13. numara yoktur ve kat olarak da 13 yoktur ama 12. Kattan sonra 13 gelir, bu da bir gerçek ama galiba bu da söylenmiyor hatta uçaklarda bile 13. Sıra ve koltuk yoktur… Müslüman üretimi bir uçak olsaydı o zaman olurdu diyorum ama Boeing ve Airbus bu şekilde. Neyse 13 ile ilgili kimin ne düşündüğü umurumda değil herkese sonsuz saygım var, herhâlde benim için önemli olduğundan savunma isteği duyuyorum. Neydeki uzun ama çok uzun zaman önce bu savunmaları bıraktım. Herkesin doğum gününde olduğu gibi eylül ayı da 13 de benim için çok özel, önemli olan da bu…

Küçükken okullar benim doğum günümde kapalı olurdu ve okulda kutlayamazdım sonra kendime göre bir sistem uydurmuştum tabi… peki yaşadığımız o özel anda yani dünya ile tanıştığımız o ilk anı neden sonsuza kadar coşku ile kutlarız?

1. Kendimizi çok özel hissettiğimiz için mi?
Eğer durum böyleyse kendimize haksızlık etmiyor muyuz? Sadece 1 gün müdür bunun anlamı? Zaten her birimizin kendini özel hissetmesi lazım. Dünyanın size bakışı ve algısı kendinizi ne kadar değerli hissettiği ile ilgilidir…

2. Hediyeler için mi?
Kim sevmez ki hediyeyi ama bu özel günün sizdeki anlamı kesinlikle bu olmamalıdır çünkü 1 kere yaşanılan anı kıyasladığınız şey her ne ise anlamını onunla sınırlasanız malın kölesi olursunuz… ( hediye gelmezse üzülmeyin yani 😊 gelirse tatbikî de kim mutlu olmaz sürprizlere)

3. İlgi çekmek için mi?
Aslında bununla demek istediğim şey ben buradayımın başka bir yolu mu? Çünkü doğum var olmaktır ve bunun için doğum anında bile çaba gösteririz. Düşünsenize doğum gününüzde kimse sizi aramıyor varoluş çabanızın zıttı ve hiçlik duygusu… Peşinden değersizlik ve anlamsızlık… o yüzdendir ki kutlamalar coşkuyla sergilenir ve istenir…

4. Sadece eğlence olsun mudur?
Bu tamimiyle doğum gününe nasıl bir anlam yüklediğinizle alakalı tabi ki de. Uzun zamandır arkadaşları görmüyordum aman bahane olur işte, bu özel anı sevdiklerimle paylaşmak istiyorum, bugün benim günüm ne istersem onu yapacağım “parti başlasın” gibi gibi… Belki de çılgınlıkta ve şımarıklıkta yaşadığımız son noktadır o gün… Hani insan ister ya bazen her şeyi akışa bırakmak belki de de o gündür.

5. Geleneksel inanç mıdır?
Sanırım bir akıllı çıkıp geçmişte şunu dedi. Neden Doğum günü kutlamaları antik çağlara kadar dayanıyor. Önce Tanrıların doğum günü kutlanırmış sonrada firavun ve imparatorların olmaya başlamış. Hatta araştırmalarıma göre tarihte ilk firavun muş, hatta kleopatra hazırlamış… Sanırım bir akıllı çıkıp o tarihlerde şunu dedi: “neden yaşarken kıymetini bilmiyoruz ölünce kutlanıyor?” ve ölüm yıldönümlerine ek doğum günleri geldi.

6. Yaş hesaplamak için mi?
Şunu anladım 30 dan sonra yaş geri sayıyor nedense. Bana göre her yaşın ayrı güzelliği var saklamak saçma ama belki de biraz büyük konuşmuş olabilirim çünkü henüz 40’ı görmedim…

Düşünülürse çoğaltılabilir ama uzun tutmak istemiyorum yazımı… Neticede herkes öyle ya da böyle doğum günlerini kutluyor ve bugün benim doğum günüm… peki ben neden kutluyorum???

Sanırım benim kutlama amacım; sağlıkla nefes aldığım her gün gerçekliğimle hayatın içinde akarken güzel anıları yıllarıma biriktirirken, yeni anılar için hafızamda, kalbimde ve benliğimde defterime yeni notlar ekleme heyecanı. Çünkü gelecek yıl (Allah kısmet ederse) doğum günümü kutlarken kendi filmimi izleme şansı elde etmiş olacağım, her sene 13.09’da olduğu gibi yani bugün olduğu gibi…

Bugün yanımda olan herkese teşekkürler…

profesyonel koç ve eğitimci

sinem yavuz

İçeriğin Devamı

Anlayışlı, Barışçıl İletişim Dili…

Blog Yazılarım - - 17 Ağustos 2018

Maria Fabrizio for NPR

Başka bir insanla bağlantı kurmak zor iş… Herkesin bir zemini (hayatını kurarken değerlerinin, kültürünün, yaşam tarzının, bakış açılarının ve algılarının oluştuğu yer) var ve bunun oluştururken kişinin ne yaşadığını ve nasıl bir zihin yapısı geliştirdiğini bilemeyiz yani iç dinamiklerinin ne olduğunu. Bu noktada çoğu insan empati kelimesinden bahsediyor bu kelime bana yıllarca çok uzak geldi derken bir tanımla karşılaştım ve rahatladım… Engin Geçtan bir kitabında: “eğer ki empati bir insanın kendini diğer insanın yerine koyarak onu anlamayı tanımlıyorsa, bu durum bana göre ancak bir insanın kendisine ait yaşantıyı karşısındaki insana mal etmesi anlamına gelebilir” der… Süper değil mi? bence anlamı tam da bu… Şimdi neden iletişimde kopukluk olduğunu görebiliyor musunuz? Aşağı yukarı iletişimsizlik resminin çerçevesi oluştuysa, bir de büyük resme bakalım o zaman…

İletişim becerimizi 2 konuda geliştirebiliriz… Özel ve iş. Neden mi? Çünkü hayatı kimlerden kimliklere geçerek yaşıyoruz. İş kimliğimiz ile özel yaşam kimliğimiz aynı değildir en azından aynı olmamalıdır. Her kimlikte başkalarını dinleme ve kendimizi ifade etme gibi becerileri geliştirerek bir davranış kalıbı oluşturmalıyız. Bunu yaparken en önemli şey empati sözcüğünün arkasına gizlenmiş kafa sinemamızın kendi hayatımızı oynamasını engellemek… Karşı tarafı yalın bir şekilde dinlediğimizden emin olmalıyız… Tabi bu %100 mümkün mü? Her kelimenin altında yatan duygu ve düşünceyi zihnimizin yorumsuz bir şekilde algılamasından bahsediyorum… Gerçekçi olmak lazım değil… Neden mi? Çünkü zihnimiz çok gelişmiş bir mekanizma… Nörolog Richard Restak der ki: beyin bir organ değil, süreçtir ve her an kendini yaratmayı süründürür. Dolayısıyla beyin, edindiğimiz her tecrübeden bir çıkarım yapar ve onu kodlar. Kendine bir nöron ağı inşa eder sonunda 2. Kez benzer bir olayla karşılaştığımızda o anda etiketini yapıştırır ve sonunda kendi zeminimizin önyargı ya da yargı temellerini atmış oluruz ve o anki yaşadığımız duygu ile de birleşince büyük ve ayrılmaz bir bağ oluşur ve tarafsızca değerlendiremeyiz. Ama hayatta devam ediyor bir şekilde “anlayışlı, barışçıl iletişim” düğmesine basmayı da öğrenmeliyiz. Peki, bu nasıl olacak?

Alt yapısı çok iyi bazı psikolog ve araştırmacıların yazılarını okuduktan sonra, yabancı kaynaklı kitapların çok da bizim halkın yaşam tarzını yansıtmadığını düşünmeye başladım ve dolayısı ile önerilerinin çok bize hitap etmediğini de ama “anlayış”ın evrensel olduğunu düşünmüyor da değilim… Marshall Rosenberg’in şiddetsiz iletişim kitaplarını bitirdikten sonra uygulanabilir birkaç yön gördüm diyebilirim… Orda çok evrensel bir konudan bahsediyor: iletişimin 4 öğesi vardır: 1. Gözlem 2. Duygu 3. İhtiyaçlar 4. İstek/rica. Yine de bu tarz bir düşünce tarzını davranış kalıbı haline getirmek bana göre önemli ölçüde sabırla alakalı diye düşünüyorum.

Aldığım eğitim, etkilendiğim insanların görüşleri ve kendi değerlendirmelerimden bir kompozit çıkacak olursam:
Anlayışlı barışçıl iletişim dili için
1. Kendimizin olumlu, olumsuz yönlerini tarafsız bir şekilde görmemiz gerekir… Kendimize karşı ikiyüzlü olmamak ile başlayabiliriz
2. Duyarlılık denilen ve yosun tutmakta olan bir kelime var çünkü bunu kullanmıyoruz belki de anlamını bile unutmaya başladık… Etrafımızdaki duyarsız insanlardan yakınmak yerine göstermeye başlasak fena olmaz
3. Kişiselleştirme: iletişim esnasında iç dünyamızın diyaloğu ile değil karşı tarafla konuşmayı denesek daha doğru olacaktır. Direk ve sade iletişim tekniği geliştirmek
4. Etrafımızdaki insanlara iç dünyamızdaki beklentileri yüklemekten kaçınmak (bu genelde özel yaşantıda daha yoğun)
5. Katı ve hoşgörüsüz olma eğilimlerinden uzaklaşmak
6. İnsanların kişisel çemberlerine dikkat etmek hepimizin sorumluluğu
7. İlişki yaşarken ben- sen ilişkisinden uzaklaşıp ben-şey ilişkisine çevirmemek için özen göstermemiz gerekiyor.

Konu çok detaylı ve konuşulması gereken bir durum az da olsa toparlayabildiğim kadar toparladım. Ne de olsa amacım düşündürmek. Kısacası, iletişim bir dans ve bunda uyumlu olduğumuz kadar toplumda yer bulabiliriz yoksa anlaşılma lüksümüzü kaybedebiliriz ve güvensizlik, itibar kaybı, önemsenmeme ve yalnızlık gibi duygularla baş etmek zorunda kalabiliriz…

Profesyonel Koç ve Eğitimci

Sinem Yavuz

İçeriğin Devamı

Hakkımda

Hakkımda - - 21 Kasım 2017

1985 yılında Ankara’da doğdum, büyüdüm. 2010 senesinde İstanbul’a taşındım. Aslen Karadenizliyim 🙂

  • Ayrı bir anne babanın çocuğu olarak annemin yanında büyüdüm.
  • 4 yaşımda, çok istediğim jimnastiğe başlama fırsatım oldu, Jimnastikte kendimce bazı başarılar elde edebildim. o dönemde ilkokulda Özel ekin İlkokuluna gittim, sporu ve sanatı destekleyen bir okuldu ve yeri geldiğinde okulumu da temsil etme ortamı doğuyordu.
  • Orta okulda özel Aydın Anadolu lisesine başladım, bu dönemde jimnastik ne yazık ki ikinci planıma düşmek zorunda kalsa da sporu hiç bırakmadım ve  basketbola ilgi sardım, ona devam ettim.
  • Lisede Köksal Toptan kolejine başladım. Lise dönemi üniversiteye hazırlık yılları olduğu için daha çok ders odaklıydım ama spor yapma tutkumu bir türlü durdurmadım ve bu beni voleybola yönlendirdi. Okulumun voleybol takımında yer alma fırsatı edindim, yıllarca okulumu temsil ettim. Lisede dil bölümünü seçtim, bu süre zarfında Londra da dil eğitimi almaya gittim, lisemi yüksek başarı ile bitirdim…
  • Başkent Üniversitesi, Ticari Bilimler, İngilizce Turizm ve Rehberlik bölümünü kazandım. Burada üstün başarı sağladım ve burs kazandım, bölüm 3.lüğü ile mezun oldum…Okul hayatımı başarılarla ama bunun yanı sıra sporla beraber yürüttüm. Profesyonel spor hayatımın bana kattığı çok fazla şey oldu.

Dünyayı gezmeye, yeni tarihlerle tanışmaya, kültürleri anlamaya, insanlarla iletişimde olmaya, değişik atmosferlerde bulunmaya çok hevesliyim. Şuana kadar ne öğrendiysem merakımın bunu teşvik ettiği düşüncesindeyim. En büyük değerlerim: sevgi, aile, sağlık, değişim, gelişim, iz bırakmak, yardım etmek ve güven… Değerlerim doğrultusunda hayatıma yön vermeye gayret ediyorum. Aynı zamanda yanımdaki insanlarında kendi hayatlarında olan değişimlerine yardım etmeye ve onlar kadar da kendimde olan eksikleri görerek ilerlemeye çalışıyorum.

Şuana kadar: Maldivler, Etiyopya, Uganda, Gana, Shangai, Pekin, Hong Kong, Frankfurt, Duesseldorf, Berlin, Hamburg, Milano, Roma, Floransa, Venedik, Murano, Moskova, St. Petersburg, Bişkek, Taşkent, Almatı, Londra, Paris, Dubai, Amman gibi şehirleri gezme fırsatı buldum. Canım ülkemde de üniversite bölümümden dolayı, bütün ören yerlerini gezdim (Antakya’dan Sinop’a, Mardin’den Çanakkale’ye, Muğla’dan Karsa, Şanlıurfa’dan İzmit’e aklınıza neresi gelirse). hem dünyada olsun hem kendi ülkemde olsun insanları ve kültürlerini tanıma adına inanılmaz tecrübeler edindim… Bu tecrübelerden edindiğim bilgileri hayata entegre ederken da başka tecrübeler ekledim. Geldiğim noktada, bana yardımcı olan en büyük dinamiklerden birinin de bu olduğu inancındayım.

Türkiye’nin ileri gelmiş THY ve Philip Moriss sa gibi firmalarda çalışma fırsatı buldum… Bu fırsatları edindiğim için çok şanslı da olduğumu düşünüyorum. iş hayatında problem çözme, iletişim dili oluşturma, uyum sağlama, şirket çıkarlarını ve kendi çıkarlarını koruma, planlama, zaman yönetimi, as/üst ilişkisi, formal dil oluşturma gibi dinaimklerin temellerinin nasıl oluşturacağımın cevaplarını buldum. Evlendikten sonra aktif olarak yapma fırsatı edinemesem de hala Turizm Bakanlığının kokartlı Turist Rehberiyim.

2012’de evlendim ve bir eş kimliğim oldu, 2014 te ilk anne kimliğimi edindim. 2016’da aile dinamiklerine 2. çocuğumuz da eklendi.

Ama yeni iş kimliğim artık çok başka olacaktı. Yeni iş kimliğimi ilmek ilmek dokuduğum 2017 senesi oldu. Koçluk eğitimlerine başladı. Bu süreçte karşıma Türkiye’nin en deneyimli ve paylaşıma açık eğitmen ve koçları çıktı. Onlarla metorluk süreci yürütebilme fırsatı buldum. Aynı zamanda onlara asistanlık yaptım. Olma ve değişim yolunda,  öğrendiğim en önemli şey: bilginin paylaşıldığında bir insanın hayatında nasıl bir evrim yarattığıydı. Adım adım ilerlerken, her koçluk sürecim bana farklı bir deneyim oldu. Konusunu hiç bilmediğim bir hikayeyi okumak gibiydi. Aniden kendini hiç beklemediğim bir maceranın ortasında buluyordum. İlerleme ve sonuç alma aşamalarında kişilerdeki enerji yükselmesi benim motivasyonum/ödülüm oldu. Koçluğa resmen bağlanmıştım ama artık bana bir noktada bir şeyler yarım gelmeye başlamıştı ve psikoloji, anne babalık eğitimleri, mindfulness ve aile terapisi derken eğitimci olma aşamasında 2. iş kimliğimi yaratma fırsatını elde ettim.  

ŞU ANDA…

  • Bazı kuruluşlara P.E.T etkili anne baba ve kendi hazırladığım ruh, zihin, duygu ve kalbin birleştiği 4 element adını verdiği eğitimleri veriyorum.
  • Üniversite öğrencilerine yönelik motivasyon ve kariyer şekillendirme seminerleri hazırlıyorum.
  • Bazı lise öğrencilerine ve öğretmenlerine sosyal proje kapsamında bilinçlendirme ve kişisel gelişim seminerleri veriyorum.
  • Ayrıca öncelikli mesleğim olan kişisel gelişim, motivasyon, ilişki, aile ve kariyer koçluğu yapmaktayım…

Tabii ki, hayat hikayem burada bitmiyor… Hayat amacımı gerçekleştirmek için değerlerim doğrultusunda gelişime ve değişime, aynı zamanda da bu ışığı etrafıma yaymaya devam etmeye çabalıyorum…

 

 

ALDIĞIM EĞİTİMLER

  • KOÇLUK EĞİTİMİ (ACSTH) :(2017) House of Human’da (TÜGİM) Kurucu Başkanı Nuri Murat AVCI ve Association for Coaching (AC) Türkiye kurucu başkanı Umut Ahmet Tarakçı mentorluğunda tamamladım (ICF ve AC onaylı uluslar arası geçerli koçluk sertifikası )

 

  • P.E.T( parent effective training/etkili anne baba) EĞİTİMCİNİN EĞİTİMİ:(2018) Çocuklarıma daha bilinçli annelik yapmak ve danışan ebeveynlere yardımcı olmak için, Türkiye’nin ilk MCC takım ve lider koçu, Tracom group international Gordon Training Master’ı, Adler’in kurucularından biri ve AsLeader’ın kurucusu olan, Vedat Erol’un mentorluğunda ve anne baba okulunun kurucusu PCC aile koçu Oya Erol eşliğinde E.A.E eğitimi aldım ve Dr. Thomas Gordon’ın enstitüsünün Dünya çapında bu eğitimleri verme hakkına sahip olan, Gordon Training sertifikalı uzman eğitimcilerinden biri oldum.

 

  • ODM EĞİTİMLERİ (psikoterapi/psikoloji)I-II :(2018) Türkiye’nin ilk NLP uygulayıcılarından, dünyanın en büyük psikoterapi enstitüsü olan Milton H.Erickson enstitüsünün Türkiye’deki kurucu başkanı ve psikolojide yeni bir çağ açan kendi eğitiminin yaratıcısı olan (ODM) ve bu eğitimi dünyadaki psikolog ve psikiyatristlere veren Tamer Dövücü’den aldım. (eğitimin içeriği NLP- Gestalt (bilişsel öğrenme) kuramı, psikoloji- ODM psikoterapi ve  Ericksonian psikoterapinin pratiğinden oluşmaktadır)

 

  • Bilişsel davranışsal AİLE TERAPİSİ:(2018) Aile içi dinamiklerin dengeli bir şekilde yürütülmesi ve çocuk yetiştirmede optimum denge ve kimlik ayrımlarını konu alıyor. Tamer dövücü, Uzman psikolog Fatma Yağcı ve uzman doktorlar tarafından verilmektedir.

 

  • AŞKIM KAPIŞMAK AKADEMİ:(2017)Amerikan Üniversitesi Newport’ta Davranış Bilimleri- Psikoloji lisanslı Aşkım Kapışmaktan, insan tanıma yöntemleri ve zihin eğitimi, düşsel gelecek tasarımı ve başarı eğitimi, problem çözme teknikleri ve düşünce gücü eğitimleri aldım.

 

  • MİNDFULNESS ACADEMY:(2018) Türkiye’yi mindfulness ile tanıştıran Erhan Ali Yılmazdan, Midnfulness eğitimi aldım.

 

  • ZİHİN GÜÇLENDİRME VE BAŞARI EĞİTİMİ:(2018)  UCLA üniversitesinde başarı ve duygusal zeka eğitimleri veren Neuro-Shine Technology™’nin Yaratıcısı Shiny Burcu Ünsal‘dan aldım.

 

  • NLP(Neuro Linguistic Programming) GİRİŞ:(2018): Richard Bandler ve Tony Robbins gibi ünlü NLP uzmanlarından eğitim alan ve Dünyanın İlk ve Tek Türk-Amerikan NLP Eğitmeni Shiny Burcu Ünsal‘dan online eğitim aldım.

 

  • Mümin Sekman, BAŞARI EĞİTİMİ(2018): Türkiye’nin en önemli başarı odaklı eğitimlerini hazırlayan Mümin Sekman’dan yılda bir defa verilen “Her şey seninle başlar“ başarı eğitimi.

 

Katıldığım Seminerler:

• Dr. ÖZGÜR BOLAT, anne baba seminerleri
• AHMET ŞERİF İZGÖREN, hayatınızı değerlerinizle yönetin
• METİN HARA, beden, zihin, ruh bütünlemesi
• NEVŞAH, mucize nefes
• House of human, Nefes Koçluğu
• Mentoring with chess
• Assosiation for coaching, Coaching at home
• Dr. Yasin Öztürk, Psikolojik Prangalar
• Zeynep Derya Levent, Liderlik

 

Üzerinde çalıştığım kitaplar:

Engin Geçtan: insan olmak, Hayat, psikanaliz ve sonrası 

Mümin Sekman: kişisel ataleti yenmek, Başarı bilgesi, Her şey seninle başlar 

Dr. Davis Burns: Panik atak, iyi hissetmek 

Dr. Joe Dispenza: Kendiniz olma alışkanlığını kırmak 

Matthew mcKay, Patric Fanning: Özgüven 

Marshall B. Rosenberg: Şiddetsiz iletişim, Barış dili 

Dr. Kenneth Hambly: özgüven 

Dr. Paul Hauck: Nasıl kendinizin en iyi arkadaşı olursunuz 

Timur Tiryaki: Koçluk okulu 

Laura wWhithworth, Karen kKimsey, Philip Sandahl: Koaktif koçluk 

Dr. Dennis Greenberg, Dr. Christine A. Padesky: Evinizdeki Terapist 

Mark Wolynn: Seninle başlamadı

Hector Garcia, Franches Miralles: İkigai 

Nuri murat avcı, Umut Ahmet tarakçı: profesyonel koçluk 

Sam Horn: Tounge Fu 

Carmine Gallo: Ted gibi konuş 

Aletha j. Solter: çocuğunuza kulak verin 

Ahmet şerif izgören: Şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır 

Dr. Özgür Bolat: Beni ödülle cezalandırma
 

 

İçeriğin Devamı