şiddetsiz iletişim

Anlayışlı, Barışçıl İletişim Dili…

Blog Yazılarım - 17 Ağustos 2018

Maria Fabrizio for NPR

Başka bir insanla bağlantı kurmak zor iş… Herkesin bir zemini (hayatını kurarken değerlerinin, kültürünün, yaşam tarzının, bakış açılarının ve algılarının oluştuğu yer) var ve bunun oluştururken kişinin ne yaşadığını ve nasıl bir zihin yapısı geliştirdiğini bilemeyiz yani iç dinamiklerinin ne olduğunu. Bu noktada çoğu insan empati kelimesinden bahsediyor bu kelime bana yıllarca çok uzak geldi derken bir tanımla karşılaştım ve rahatladım… Engin Geçtan bir kitabında: “eğer ki empati bir insanın kendini diğer insanın yerine koyarak onu anlamayı tanımlıyorsa, bu durum bana göre ancak bir insanın kendisine ait yaşantıyı karşısındaki insana mal etmesi anlamına gelebilir” der… Süper değil mi? bence anlamı tam da bu… Şimdi neden iletişimde kopukluk olduğunu görebiliyor musunuz? Aşağı yukarı iletişimsizlik resminin çerçevesi oluştuysa, bir de büyük resme bakalım o zaman…

İletişim becerimizi 2 konuda geliştirebiliriz… Özel ve iş. Neden mi? Çünkü hayatı kimlerden kimliklere geçerek yaşıyoruz. İş kimliğimiz ile özel yaşam kimliğimiz aynı değildir en azından aynı olmamalıdır. Her kimlikte başkalarını dinleme ve kendimizi ifade etme gibi becerileri geliştirerek bir davranış kalıbı oluşturmalıyız. Bunu yaparken en önemli şey empati sözcüğünün arkasına gizlenmiş kafa sinemamızın kendi hayatımızı oynamasını engellemek… Karşı tarafı yalın bir şekilde dinlediğimizden emin olmalıyız… Tabi bu %100 mümkün mü? Her kelimenin altında yatan duygu ve düşünceyi zihnimizin yorumsuz bir şekilde algılamasından bahsediyorum… Gerçekçi olmak lazım değil… Neden mi? Çünkü zihnimiz çok gelişmiş bir mekanizma… Nörolog Richard Restak der ki: beyin bir organ değil, süreçtir ve her an kendini yaratmayı süründürür. Dolayısıyla beyin, edindiğimiz her tecrübeden bir çıkarım yapar ve onu kodlar. Kendine bir nöron ağı inşa eder sonunda 2. Kez benzer bir olayla karşılaştığımızda o anda etiketini yapıştırır ve sonunda kendi zeminimizin önyargı ya da yargı temellerini atmış oluruz ve o anki yaşadığımız duygu ile de birleşince büyük ve ayrılmaz bir bağ oluşur ve tarafsızca değerlendiremeyiz. Ama hayatta devam ediyor bir şekilde “anlayışlı, barışçıl iletişim” düğmesine basmayı da öğrenmeliyiz. Peki, bu nasıl olacak?

Alt yapısı çok iyi bazı psikolog ve araştırmacıların yazılarını okuduktan sonra, yabancı kaynaklı kitapların çok da bizim halkın yaşam tarzını yansıtmadığını düşünmeye başladım ve dolayısı ile önerilerinin çok bize hitap etmediğini de ama “anlayış”ın evrensel olduğunu düşünmüyor da değilim… Marshall Rosenberg’in şiddetsiz iletişim kitaplarını bitirdikten sonra uygulanabilir birkaç yön gördüm diyebilirim… Orda çok evrensel bir konudan bahsediyor: iletişimin 4 öğesi vardır: 1. Gözlem 2. Duygu 3. İhtiyaçlar 4. İstek/rica. Yine de bu tarz bir düşünce tarzını davranış kalıbı haline getirmek bana göre önemli ölçüde sabırla alakalı diye düşünüyorum.

Aldığım eğitim, etkilendiğim insanların görüşleri ve kendi değerlendirmelerimden bir kompozit çıkacak olursam:
Anlayışlı barışçıl iletişim dili için
1. Kendimizin olumlu, olumsuz yönlerini tarafsız bir şekilde görmemiz gerekir… Kendimize karşı ikiyüzlü olmamak ile başlayabiliriz
2. Duyarlılık denilen ve yosun tutmakta olan bir kelime var çünkü bunu kullanmıyoruz belki de anlamını bile unutmaya başladık… Etrafımızdaki duyarsız insanlardan yakınmak yerine göstermeye başlasak fena olmaz
3. Kişiselleştirme: iletişim esnasında iç dünyamızın diyaloğu ile değil karşı tarafla konuşmayı denesek daha doğru olacaktır. Direk ve sade iletişim tekniği geliştirmek
4. Etrafımızdaki insanlara iç dünyamızdaki beklentileri yüklemekten kaçınmak (bu genelde özel yaşantıda daha yoğun)
5. Katı ve hoşgörüsüz olma eğilimlerinden uzaklaşmak
6. İnsanların kişisel çemberlerine dikkat etmek hepimizin sorumluluğu
7. İlişki yaşarken ben- sen ilişkisinden uzaklaşıp ben-şey ilişkisine çevirmemek için özen göstermemiz gerekiyor.

Konu çok detaylı ve konuşulması gereken bir durum az da olsa toparlayabildiğim kadar toparladım. Ne de olsa amacım düşündürmek. Kısacası, iletişim bir dans ve bunda uyumlu olduğumuz kadar toplumda yer bulabiliriz yoksa anlaşılma lüksümüzü kaybedebiliriz ve güvensizlik, itibar kaybı, önemsenmeme ve yalnızlık gibi duygularla baş etmek zorunda kalabiliriz…

Profesyonel Koç ve Eğitimci

Sinem Yavuz

İçeriğin Devamı